Pages

7 Mart 2012 Çarşamba

Ortak Tahammülsüzlüğümüz



Öncelikle hayatımızdaki yerini reddedemeyeceğimiz bir oluşumdan bahsetmek istiyorum:sosyal medya. sosyal medya herkesin düşüncelerini ortak bir alanda sunabilme imkanı tanıyor. En yaygın örneklerinin içinde twitter, online sözlükler, facebook , tumblr ve blogları sayabilirim. Bunlar benim de sıklıkla kullandığım sosyal ağlar. ancak bu ortamlara girdikçe farkettiğim birtakım üzücü noktalar var ki onlar bu yazıyı yazma sebeplerim.
Evet artık kısa bir sürede onlarca kişinin görüşlerini öğrenebiliyoruz sosyal ağlar sayesinde. Ancak bu ne yazık ki üzücü düşüncelerimi bana çarpıcı şekilde kanıtladı. Bahsettiğim şey "toplumsal tahammülsüzlüğümüz." Bu toplumun birçok kesiminden arkadaşlarım oldu ve bu kesimleri veya insanları gözlemleme olanağına sahiptim. Birbirinden fikir olarak tamamen farklı zihniyetler bile maalesef tahammülsüzlük konusunda ortak tavır sergiliyor. Herkes kendi doğrusundan başka fikir kabul etmiyor ve kaba tabiriyle birinin yaptığı şey diğerlerine batıyor. Lafa gelince kimse insan haklarına, düşünce özgürlüğüne dil uzatmazken uygulamada çok farklı tavırlara tanık oluyoruz. En basit örnek olarak Türkiye'de futbol. İnsanlar farklı takım tutanlara karşı bile tahammül gösteremiyorlar. Çok iyi hatırlarım, ortaokulda her derbiden sonra sınıfta kavga çıkardı ve yenilen takımın taraftarı olan arkadaşlarım rencide edilirdi. Eğer o yaştaki çocuklar bu davranışı sergiliyorsa bunu evde gördükleri anlamına gelir. Hep merak ettiğim ; bir insan neden rakip takım taraftarını öldüresiye dövmek ister? Futbol çok basit fakat yaygın bir örnek. takım konusunda bile şiddete başvurabilen insanlarımızın fikir anlaşmazlıklarında neler yapabileceğini hayal edebilirsiniz…
Toparlamam gerekirse artık içi boş insan hakları söylemlerini bir tarafa bırakıp önce önyargılarımızı yıkmanın yolunu bulalım. Birbirimizi yaftalayıp hakkımızda peşin hükümler vermeyelim. Eğer bir online sözlük okuyucusu ya da yazarıysanız saçma sapan (dindar-ateist, cemaatçi-komünist vb.) karşılaştırmalara sık rastlıyorsunuzdur. Beni şaşırtan bu tip mantıksız başlıklar açmakla kalmayıp, bir zümre hakkında toptan bir hüküm verme yetkisini kendinde gören insanlar. Üstelik birbirini tanımadan yalnızca kulaktan dolma fikirlerle. eğer hala komünist olduğu için bir insanın zeka seviyesi hakkında bilgi sahibi olabiliyorsanız sizin o sözlükte işiniz ne? Sizi şöyle daha yüksek bir mevkiye alalım ne de olsa yaptığınız hiçbir insan aklına sığmayacak üstünlükte(!) bir iş. Ve hala başörtülü olduğum için benim beyin yapım hakkında fikir yürüten insanlarla karşılaşacaksam, bu ülke 50 yıl sonra da aynı konuları konuşacak gibi.

Merve ODUNCU

Nefret Etme!


Nefret suçları, aslında adından da belli; bir suç! Bu suçlunun hedefinde bazen bir baş örtülü, bazen bir başötrüsüz, bazen bir eşcinsel, bazen bir Alevi, bazen bir Kürt var. Üstelik bu suçlu sırf görüşünü, tercihini, bakış açısını beğenmediği için insan öldürecek kadar hayata at gözlüğüyle bakıyor. Aslında tartışılması gereken 'hayat' kelimesinin onun için ne anlam ifade ettiği. Yani sırf Ermeni ya daalevi olduğu için bir insanın hayatını almayı, sırf eşcinsel olduğu için bir insana hakaret etmeyi, onunla alaycı bir tavırla konuşma cesaretini nerden alıyor. Ermeni, Alevi ya da Kürt olmayı suç olarak gören zihniyet sunu sorgulamalı, kime göre, neye göre suç? Hatta bunun bir 'suç' olduğu bile tartışılır!

Bu ülkede tuttuğu takımı bile ne yazık ki söyleyemeyen, söylemekten çekinen insanlar mevcut. Sırf Kürt olduğu için cezaevinde cinsel istismara uğrayan çocuklar var. Eşcinsel olduğunu açıkladığı için ailesi tarafından öldürtülen insanlar var. Babası terör örgütü üyesi olduğu için askerde öldürülen insanlar var. Çingene denilen Roman vatandaşlar var. Ten rengi yüzünden saldırıya uğrayan insanlar var. Özürlü denilen engelli vatandaşlarımız var. Mahalle baskısına uğrayan insanlar var. Eğer yaşam standartlarımızı yükseltmek istiyorsak 21. yüzyıl Türkiye'sinde bunların olmaması gerekiyor. Belki de çoğumuz yapıyoruz bu hataları. Örneğin, eşcinsel bir insana 'top' diyoruz. Durup düşünmeliyiz 'top' dediğimiz şey ne demek? Ne pahasına olursa olsun bu tür nefret söylemlerinin karşısında durmalıyız.

Ben de dahil bir çok insan nefret suçları yasasının bir an önce çıkartılması gerektiğini düşünüyor. Aslına bakarsak çok geç bile kalmışız. Bu yasa için aktif olarak çalışan bir topluluk var. Gönül isterki herkesin destek vermesi ama sürekli birşeyleri istismar eden bir kesimle karşı karşıya olduğumuz da bir gerçek.

Nefret suçları yasa kampanyası ile ilgili her türlü bilgiyi nefretme.net adresinde bulabilir, isterseniz bu platforma katılabilirsiniz.

LÜTFEN NEFRET SUÇLARINA VE CİNAYETLERİNE SESSİZ KALMA!!!

*Katkılarından ve desteklerinden dolayı Zirve Üniversitesi Radyo, Televizyon, Sinema bölümü öğrencisi değerli arkadaşım Merve ODUNCU'ya teşekkürü bir borç bilirim.